Sen Neyi Arıyorsun?

İçeriği 1:38 sürede okuyabilirsininiz. Toplam okunma sayısı 1532

22.12.2018 13:48:08

Bugün dünyanın en büyük şirketlerinin birçoğunun kuruluş hikâyesi genellikle birbirine benzer. Apple, Google, Disney ve Amazon gibi yıllık gelirleri birçok ülkenin gayrisafi milli hasılasından fazla olan bu şirketlerin ilk temelleri, sıra dışı birkaç adam tarafından, basit bir araba garajında atılmıştır. Evet, araba garajından dünya sahnesine... Peki, hiç düşündünüz mü, bu araba garajları sadece belli ülkelerde mi vardı? Mesela neden bizdeki garajlardan böyle şirketler çıkmadı? E tabi bizde garaj yoktu ki. Garaj olsa biz de yapardık belki. Bu işin sırrı garajdaydı çünkü. Eğer böyle düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bunun garajla alakası yok. Evreka! diye bağıran Arşimet’in, içinden fırladığı hamamların alası bizde de vardı. Newton’un altında oturduğu ağaçtan düşen elma, kim bilir daha önce kaç kişinin kafasına düşmüştü? Ancak sadece Newton sordu o meşhur soruyu: Neden?

Yani dostlar bunun garajla, hamamla alakası yok. Önemli olan kafanızın içindeki o en önemli soruya, en cesur şekilde cevap aramaktır. Eğer bunu yapabiliyorsanız, nerede olursanız olun bu dünya sorunuza cevap verecektir. Dünyayı değiştirenler, bu dünyaya farklı gözle bakabilenlerdir. Farklı gözlerle, farklı açılarla, aynı anda birçok detaya odaklanabilenlerdir. Aynı Çoban Hüseyin’in ve onu fark eden eli öpülesi öğretmenlerin baktığı gibi...

Hikâye 1936 yılında Denizli'nin Acıpayam ilçesinde görevli öğretmenlerin pikniğe gitmeleriyle başlıyor. Öğretmenler piknik yaparken keçilerini otlatan küçük bir çoban çocukla karşılaşır. Çobanı yanlarına davet edip çay ikram ederler ve ismini sorarlar. Küçük çoban ürkek bir sesle cevap verir: Hüseyin... Hüseyin’e öğretmenler yanlarındaki gazeteyi verip okumasını isterler. O tarihlerde okuma yazma bilenlerin sayısı o kadar azdır ki... Okuma öğrenenlerin diplomaları bizzat valiler tarafından imzalanır... Hüseyin okuma bilmediği için gazeteyi eline almayı kabul etmez... Öğretmenler bu kez yaşını ve neden okula gitmediğini sorar... 12 diye cevap verir ve ekler: 3 yaşımda annemi kaybettim, 11'imde de babamı... Hüseyin ile süre sohbet eden öğretmenler, çocuğun aslında çok zeki olduğunun farkına varırlar. Mutlaka okuması gerektiğini tembih ederler... Hüseyin, karşılaştığı öğretmenlerin verdiği destek ve heyecanla Denizli’de parasız yatılı okumaya başlar. Bir süre sonra katıldığı bir matematik yarışmasında Hüseyin’e bir kitap hediye edilir. Hüseyin kitabı bir gecede bitirir. Ertesi gün fen bilgisi öğretmenine gider, "Bu kitapta eksiklik var.” der. Öğretmen şaşırır. Çünkü Hüseyin’in bahsettiği eksiklik, "Görecelilik Teorisi" hakkındadır. Söz konusu teorinin önemli bir parçasının kitapta olmadığını fark etmiştir Hüseyin. Fen öğretmeni konuyu İTÜ'de kendi hocası olan rahmetli fizik profesörü Nusret Kürkçüoğlu’na mektup yazarak iletir. Nusret hocadan şu yanıt gelir: “Hüseyin liseyi bitirince İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği'ne gelsin” Ve Hüseyin mezun olunca İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği'ne gider. Denizlili öksüz ve yetim çoban Hüseyin, orada da birtakım çalışmalar yapar ve çalışmalarını hocaları anlayamaz. Hocalarından biri, "Bu çalışmalarını bilse bilse Amerika Boston'daki Massachusetts Teknoloji Enstitüsünde (MIT) görevli Prof. Dr. Morse bilir" deyip mektupla ona gönderir. Prof. Morse’dan da şöyle bir cevap gelir: “Hüseyin’in bu yaptığını 5 sene önce bir grup buldu, ama bunu Hüseyin’in tek başına bulması olağanüstü bir şey. Biz Hüseyin’in tüm masraflarını karşılayacağız, Amerika’ya gelsin” Yıl 1952... Hüseyin yüksek elektrik mühendisi olmuştur. Anne baba yok. Köyünün insanları son derece fakir. Bir gazete kampanya yapar ve toplanan parayla Hüseyin Amerika'ya giden bir gemiye bindirilir. Hüseyin, MIT’te Prof Morse’un karşısına geçer. Morse, Hüseyin’in tez hocası olacak ama Hüseyin’in İngilizcesi de iyi değil. Anlayamıyor pek Morse’un dediklerini. Hocasına “Write on the blackboard” der. Prof. Morse da Hüseyin’in tez konusu olacak konuyu tahtaya yazar ve Hüseyin de bunu defterine geçirip üniversiteden ayrılır. MIT’te genelde tez konuları 5 senede, 9 senede bitirilebiliyor olmasına rağmen Hüseyin çalışmasını 3 ay sonra bitirip hocasının karşısına çıkar. Morse birkaç gün sonra tezi inceleyip Hüseyin’i çağırır. “Senin tezin bitti. Ancak burası MIT. Biz burada böyle hemen doktora diploması veremeyiz. Sen git istediğin dersleri al, 2 sene sonra gel” der. Hüseyin 2 sene sonra doktorasını alıp bu kez Princeton Üniversitesine gider. Orada ünlü fizikçi Albert Einstein ile birlikte çalışır. Birkaç yıl sonra Boston’a geri dönüp icatları destekleyen bir firmada çalışmaya başlar. Burada bilgisayarlar ile konuşarak onlara talimat vermeye yönelik projeler yürütür. Sesle kumanda edilen bilgisayarı ilk defa 1960’ların başında Hüseyin Yılmaz yapar. 1958 yılında, çalışmalarını yakından takip ettiği Albert Einstein’in kendisi kadar ünlü fonksiyon teorisinde eksikler tespit eder ve bunu bir mektupla kendisine bildirir. Ancak mektup ulaşmadan Einstein ölür. Yılmaz, bu hatayı ünlü bir bilim dergisinde yayımlayınca akademik dünyada adeta kıyamet kopar. Bilim dünyası ikiye bölünür ve Einstein’in kuramına karşı Yılmaz kütle çekim kuramı da literatüre girer. 27 Ocak 2013'te ise ABD'de vefat eder. Bugün dünyada çok popüler olarak kullanılan Siri, Google Now, Cortana gibi bütün programlardaki sesli komut sistemin mucidi Prof Dr Hüseyin Yılmaz'dır.

Eğer bu dünyaya iki gözle bakıp hiçbir şey göremiyorsanız ya bakış açınızı değiştirin ya da görebileceğiniz kadar yükseğe çıkın. Yükseklere çıkmak zordur, mücadele ister ama bir kere tırmanmaya başlarsanız artık tüm görüntüler değişmeye başlayacaktır.

Prof Dr Hüseyin Yılmaz’ın hayat hikayesi http://www.dromersumer.com/blog/yetim-bir-cobandan-bilgisayarlara-sesle-komut-veren-profesore/ sayfasından alınmıştır.

TUNCAY T.
EĞİTİMCİ

 

Bu içeriği arkadaşlarınızla paylaşmak ister misiniz?

All Photos from Unsplash


Gerçekten Koşulsuz Mu Seviyoruz?
Gerçekten Koşulsuz Mu Seviyoruz?

Ebeveynler ve öğretmenler olarak, çocukların üzerinde kurulan sarsılmaz baskı ve sindirmenin farkında mıyız?

Devamı...

Akran Zorbalığının Anatomisi 2
Akran Zorbalığının Anatomisi 2

Çocukları saldırganlığa ve arkadaşlarına şiddet uygulamaya iten birçok sebep olabilir.

Devamı...

Akran Zorbalığının Anatomisi
Akran Zorbalığının Anatomisi

İki bebek düşünün... İkisi de normal şartlar altında doğmuş ve sağlıklı bebekler. İkisinin de bir ailesi var.

Devamı...

Bu Vatan Kimin? Bir 29 Ekim Yazısı
Bu Vatan Kimin? Bir 29 Ekim Yazısı

Milli Mücadele Anadolu'sunda Birinci Dünya Savaşı, göç ettirmeler vesaire gibi sebeplerin de ayrıca etkileriyle tamirci, sobacı gibi en basit el işçilerinin bile tedariki bir meseleydi..

Devamı...