Mutlu Olmanın Dayanılmaz Ağırlığı

İçeriği 1:10 sürede okuyabilirsininiz. Toplam okunma sayısı 1147

1.03.2019 15:12:04

Neden internete bağımlıyız? Bu soruyu etrafımda onlarca kişiye sordum ve aldığım cevapların özeti şu oldu: Çünkü internet ödül verici bir şey. Beni heyecanlandırıyor. Sürekli bir akış var ve bu bana canlı olduğumu hissettiriyor. Peki, hayatlarımız ne zaman bu kadar sıkıcı hale geldi? Bizi heyecanlandıracak şeyler bu kadar mı azaldı? Bir günümüzü düşünelim, bir yirmi dört saatimizi. Ne kalıyor geriye bir günden? Hayatın tortusu mu? Bizi gerçekten mutlu edecek şeylerden neden uzaklaştık?

Bu soruların cevabını sanırım çoğumuz bulamıyoruz. Ben cevabı da araştırmıyorum çünkü bulamayacağıma inandım. Sadece şöyle bir gerçeğe ulaştım: Mutsuz olanların ya da mutsuz adayı olanların çoğunun ortak noktası, ne istediği hakkında gerçek manada bir fikirlerinin olmaması.Yıl boyunca tatil hayali kuran bir beyaz yakalı çalışan düşünelim. Daha kış aylarında yaz tatilini satın alıyor. Derken o çok beklediği yaz tatili geliyor ve ayaklarını kuma uzatıp denize doğru bir fotoğraf paylaşıyor. Sonra paylaşılan fotoğraflara göz gezdiriyor ve canı sıkılıyor. Yakın arkadaşlarından biri onun isteyip de alamadığı bir üst tatil paketini almış. Öyle de bir fotoğraf paylaşmış ki onunki sönük kalmış. Bir anda kendi tatilini değersizleştiriyor kafasında. Kıt kanaat geçinen bir güvenlik çalışanı hayalini kurduğu akıllı telefonu almış ve sosyal medyada dolaşıyor, deymeyin keyfine. Ertesi hafta bir de bakıyor ki mesai arkadaşı aynı telefonun bir üst modelini almış, bir anda mutsuzluk tavan yapıyor.Oysaki tüm mutluluk endeksi yeni telefona bağlıydı, kutusunu açarken nasıl da mutluluktan havalarda uçuyordu.

Hadi geçelim bunları, şu internette görüp hayran kaldığınız ve alıp giydiğinizde dünya üzerinde sizden daha karizmatik bir insanın kalmadığına inandığınız tişörtü bir düşünün. Bu tişörtün evde cam silme bezine ya da yazın yatma tişörtüne dönüşme süreci kaç aydır? Tüm bu anlattıklarım “hedonik adaptasyon” diye tanımlanıyor. Genetik olarak sahip olduğumuz bir mutluluk eşiğimiz var. Hayatımıza etki eden herhangi bir şey, bizi ne kadar mutlu ederse etsin zaman geçtikçe mutluluk seviyemiz standart düzeyine geri geliyor. Aynı denge mutsuzluk ya da üzüntü için de geçerli. Elde ettiğimiz mutluluk kaynağı her ne ise elde ettiğimiz ilk andaki mutluluk seviyemiz eski haline dönene kadar zamanla düşüyor. Dolayısıyla mutluluk kaynağımızı doğru yerde aramadıkça hep daha az mutlu olduğumuz hissine kapılmamız kaçınılmaz gözüküyor. Hele bir de başkalarının hayatı bu kadar gözümüze sokulurken kendi hayat standartlarımızı beğenmek daha da zorlaşıyor.

Sonuca yaklaşırken en başa dönelim istiyorum. Ne istediğimiz hakkında gerçek bir fikrimiz var mı? Gerçekten ne istediğimizi soruyorum. Bizi gerçekten mutlu edecek şey ne? Bu soru hem yanıtlanması zor hem de kolay bir soru ama cevap biraz derinlerde. Günlük hayatın koşuşturmacasından ve günlük ilişkilerden biraz uzakta. Google’da, İnstagram’ da ya da Tweeter’ da bulamayacağımız bir cevap bu. Biraz durup kendimizi dinledikten sonra yavaş yavaş ortaya çıkacak bir cevaptan bahsediyorum. Gerçek mutluluğu, #mutluluk yazarak ya da Google’ da “Gerçek Mutluluk” araması yaparak bulmamız imkansız. Eğer bu yazı sizi sıktı ve mutsuz ettiyse hemen girin bir alışveriş sitesine ve o aynalı camlı güneş gözlüğünü sipariş edin. İnstagram’da tbt yapın ya da tüm dikkatleri üzerinize çekeceğiniz bir tweet atın. Kesinlikle sizi mutlu edecektir ama kaç dakikalığına?

Tuncay T.
Eğitimci

Bu içeriği arkadaşlarınızla paylaşmak ister misiniz?

All Photos from Unsplash


Gerçekten Koşulsuz Mu Seviyoruz?
Gerçekten Koşulsuz Mu Seviyoruz?

Ebeveynler ve öğretmenler olarak, çocukların üzerinde kurulan sarsılmaz baskı ve sindirmenin farkında mıyız?

Devamı...

Akran Zorbalığının Anatomisi 2
Akran Zorbalığının Anatomisi 2

Çocukları saldırganlığa ve arkadaşlarına şiddet uygulamaya iten birçok sebep olabilir.

Devamı...

Akran Zorbalığının Anatomisi
Akran Zorbalığının Anatomisi

İki bebek düşünün... İkisi de normal şartlar altında doğmuş ve sağlıklı bebekler. İkisinin de bir ailesi var.

Devamı...

Bu Vatan Kimin? Bir 29 Ekim Yazısı
Bu Vatan Kimin? Bir 29 Ekim Yazısı

Milli Mücadele Anadolu'sunda Birinci Dünya Savaşı, göç ettirmeler vesaire gibi sebeplerin de ayrıca etkileriyle tamirci, sobacı gibi en basit el işçilerinin bile tedariki bir meseleydi..

Devamı...