İnşaat Kazılarını Neden İzliyoruz?

Toplam okunma sayısı 1582

18.10.2018 17:33:00

İNŞAAT KAZILARINI NEDEN İZLİYORUZ?

Bizim insanımızın enteresan bir alışkanlığı vardır. Başka toplumlarda bu alışkanlığı görmeniz neredeyse imkânsızdır. Hatta bu alışkanlık için yeni milli sporumuz ironisi bile yapılmaya başlanmıştır.

Mahallemizde ya da yol güzergâhımızda yeni bir inşaat başlamaya görsün. Hemen kazı alanının etrafına meraklı kalabalık toplanır. Eğer kazı alanı güvenlik amaçlı olarak kapatılmışsa bulabildiği delikten bakar meraklı gözler. Sonra biraz tecrübesi olanlar tarafından, yorumlar başlar. Diğerleri ise kulaklarını, gözlerini dört açıp dinler ve izler tecrübeli üstatları. Kazının nasıl şekilleneceği, temelin nereye kadar ineceği, arazinin jeolojik yapısı ve ardından sütunların nasıl dikileceği hakkında hipotezler ortaya konulur. Bıkmadan usanmadan her gün devam eder bu süreç. 

      Şimdi soruyoruz, İnşaat kazılarını neden izliyoruz? Hiç alakamız yokken neden bize ait olmayan bir inşaatla ilgili bu kadar yorum yapıyoruz? Bu kadar beyin fırtınaları, dakikalarca dalıp gitmeler... Neden?  Çünkü meraklıyız. Yer altında ne var? Kazı alanından neler çıkacak? Bu çıkanlar nasıl taşınacak? Binanın temelleri nasıl oturtulacak? Bizi hiç kimse yönlendirmeden tüm bu sorulara cevap arıyoruz. Yanımızdakilerden destek alıp yeni hipotezler üretiyoruz. Yanılırsak biraz ustalardan bilgi alıp hemen yeni hipotezler ortaya koyuyoruz. Bu kadar öğrenmeye meraklı bir toplumuz. Peki, nasıl oluyor da öğrenme işi okula gelince bu kadar sıkıcı bir hal alıyor? Nasıl sınıflar bu kadar merak duygusunun öldüğü yerler oluyor? Bu konuda kime dokunsak bin ah işiteceğimizin farkındayız. Öğretmene yüklensek o müfredat diyecek. Ülkemizde eğitim-öğretimi planlayanlara yüklensek ülkenin gerçekleri diyecekler. Yani net olarak kimseye doğrudan bir eleştiri geliştiremeyiz bu konuda. Böyle bir konuyu ilgililerle konuşmaya başlasak bu sefer de içine gireceğimiz sarmaldan çıkmak için bir o kadar çaba sarf etmek gerecektir. Peki, çözümle ilgili yapılabilecek hiçbir şey yok mu? Bu kadar mı umutsuz durum? Yemeğini yemek istemeyen çocuğa zorla yemek yediren ebeveyn modunda mı eğitimcilik yapacağız? Kocaman bir hayır çekiyoruz bu sorulara. Öyle değil sevgili eğitimciler! O kadar da değil, demek istiyoruz. Bir sınıfın iklimini belirleyen ana etken öğretmendir. Bütün yetersizliklere ve olumsuzluklara rağmen sınıfı bir üst seviyeye taşıyacak olan, öğ-ret-men-dir.

2015 Kimya Nobel ödülünü aldıktan sonra Aziz Sancar’ın yaptığı açıklama şu olmuştu: Dünyaya yeniden gelsem öğretmen olmak isterim. Neden bu açıklamayı yapıyor? Çünkü Mardin’in Savur ilçesinde, onunla beraber bir avuç çocuğa ilham kaynağı olan unsur, birkaç öğretmenden başkası değildi. Onun ilham aldığı bu öğretmenler çocuklarına hayal kurmayı, iyi insan olmayı ve çalışma alışkanlığını doğru şekilde kazandıracak nitelikte insanlardı. Nobel ödülünü alacak öğrenciyi yetiştiren, Nobellik öğretmenlerdi. Sevgili öğretmenlerimiz, öğretmenlik çok da karışık bir meslek değildir aslında. Yapılmaması gerekenleri bildikten sonra geri kalanı sizin üreticiliğinize ve meslek aşkınıza kalmış oluyor. Yapılmaması gerekenler listesini mi merak ediyorsunuz? Alın size liste:

  • Bilginin bu kadar yoğun ve hızlı paylaşıldığı bir zamanda biz hala bilgi bekçiliği yapıyorsak, sürümü eskimiş ve güncelleme alamayan akıllı telefonun durumuna düşeriz.
  • Sınıfa girip tahtanın başına geçip sekiz-on yıldır anlatmaya alıştığımız üslupla ve o zamanlardan kalan bilgileri zorla öğrencilerimize ezberletmeye çalışıyorsak, o öğrenciler arkamızdaki akıllı tahtayı bizden daha akıllı görür ve onu tercih eder, bizi değil.
  • Hala düzeni bozan öğrencilere bağırıp çağırarak hatta parmak sallayarak ve hatta elimizdeki nesneyi o tarafa fırlatarak düzen kurmaya çalışıyorsak, kendimize bir sınıf dolusu düşman toplarız, öğrenci değil.
  • Sınavlar bu ülkenin gerçeği deyip öğrencilerimize soru çözmekten başka hiçbir beceri kazandırmazsak onların hayatındaki rolümüz bir test kitabının rolünden fazla olmaz.
  • Aynı inşaat kazı alanlarındaki gibi sınıfta da merakı canlı tutmak gerekiyor. Biz her şeyi bilen adam olup sadece cevapları verirsek, sınıfta merak ölür, öğrenme biter.

 

Tuncay T.

Eğitimci

 

Bu içeriği arkadaşlarınızla paylaşmak ister misiniz?

All Photos from Unsplash


Gerçekten Koşulsuz Mu Seviyoruz?
Gerçekten Koşulsuz Mu Seviyoruz?

Ebeveynler ve öğretmenler olarak, çocukların üzerinde kurulan sarsılmaz baskı ve sindirmenin farkında mıyız?

Devamı...

Akran Zorbalığının Anatomisi 2
Akran Zorbalığının Anatomisi 2

Çocukları saldırganlığa ve arkadaşlarına şiddet uygulamaya iten birçok sebep olabilir.

Devamı...

Akran Zorbalığının Anatomisi
Akran Zorbalığının Anatomisi

İki bebek düşünün... İkisi de normal şartlar altında doğmuş ve sağlıklı bebekler. İkisinin de bir ailesi var.

Devamı...

Bu Vatan Kimin? Bir 29 Ekim Yazısı
Bu Vatan Kimin? Bir 29 Ekim Yazısı

Milli Mücadele Anadolu'sunda Birinci Dünya Savaşı, göç ettirmeler vesaire gibi sebeplerin de ayrıca etkileriyle tamirci, sobacı gibi en basit el işçilerinin bile tedariki bir meseleydi..

Devamı...