Çocuklarımızla Aramızdaki Uçurum

İçeriği 1:45 sürede okuyabilirsininiz. Toplam okunma sayısı 1286

14.12.2018 17:50:31

Kızımın 7. yaş gününü kutlamamıza bir gün kala, posta kutumuzda kırmızı bir zarf buldum. Acaba hangi faturam gelmiş diye düşünürken kızımın adına yollanmış bir mektup olduğunu gördüm. O kadar uzun zamandır mektup almıyordum ki şaşırdım.     Zarf elimde heyecanla eve girdim ve kızıma zarfı uzattım. Bu sana gelmiş aç bakalım dedim. Şaşırdı ve dikkatlice zarfı açtı. Zarfın içinden, bir alışveriş merkezindeki oyun alanından kızıma özel yollanmış doğum günü tebriği çıktı. Kızım bu mektubu okudu ve yüzünde bir gülümseme belirdi.

Reklam amaçlı yapılmış olsa da benim hoşuma gitti. Kızıma kendini değerli hissettirmeleri önemli bir şeydi sonuçta. Yüzüme baktı ve “Baba ne kazanmışım?” dedi. Anlayamadım, acaba gözümden kaçan bir şey mi olmuştu? Ben de okudum ve sadece doğum günü tebriği olduğunu gördüm. Kızım ise büyük bir inanmışlıkla kendisine bir şeyler vadedildiğine inanıyordu.7 yaşındaki kızım şunu düşünüyordu: Biri bana böyle bir zarfla bir şey yollamışsa bunun maddi bir boyutu olmalıydı. Aksi takdirde kim, niye böyle bir şey yollayabilirdi? Ya da yollasa bile bu kâğıdın tek başına ne anlamı olabilirdi?  O anda içimde bir şeylerin yıkıldığını hissettim. Kızım ve benim aramda kocaman bir uçurum oluşturdu bu yıkım. O ne kadar benim kızım da olsa biz onunla apayrı dünyalarda yaşıyorduk. Onun dünyasının gerçekleriyle benim gerçeklerim arasına kocaman bir set çekti bu uçurum. Şunu anladım ki aynı zaman dilimini farklı boyutlarda yaşıyoruz çocuklarımızla. Onların içinde doğduğu dünya, kendi gerçekleriyle kendi doğrularını oluşturuyor. Google, youtube, instagram,facebook gibi çok bilgili öğretmenleri var. Tablet, pc ve oyun konsolu gibi eğlenceli arkadaşları var. Bunların hiç biri kötü değil ancak içerikleri doğru yönetmemiz ve çocuklarımızı donanımlı yetiştirmemiz gerekiyor. Onlar kendi zamanlarının alışkanlıklarıyla büyüyor bunu kabul etmeliyiz. Kırmızı bir zarfla tebrik kartı geldiğinde onlar bizimle aynı duyguları hissetmiyor. Kitap kokusu diye bir kavrama aşina değiller. Dijital dünyanın önlenemez yükselişi ve sanal gerçekliğin, reel gerçeklikle mücadele edebilecek düzeye yaklaşmasıyla yeni iletişim biçimleri ortaya çıktı. Kelimelerin yerini emojiler ve belli kısaltmalar aldı. Gazete okuma kavramı kökünden sarsıldı ve bazı gazeteler tamamen dijitale döndü. Kütüphanelerin büyülü havası yerini bulut teknolojisine bırakıyor. Google’ın endekslediği tahmini sayfa sayısı 30 milyarı buldu. Mahalle maçlarının yerini oyun konsollarıyla oynanan online oyunlar aldı.

Tüm bunlara rağmen şunu unutmamak gerekiyor ki duygular değişmiyor. Evet, belki araçlar değişiyor, yöntemler değişiyor ama esas aynı kalıyor. İşte bu esasları onlara sindire sindire anlatacak olanlar bizleriz. Dostluğu, paylaşmayı, mücadeleyi, kaybetmenin doğasını, aile kavramının kutsallığını çocuklarımıza biz öğretmeliyiz. Ellerinden tutup onları doğaya çıkaracak olanlar bizleriz. Aile ziyaretleri, bayramlar ve çeşitli merasimlerle onlara aile olmanın bilincini yaşatacak olanlar bizleriz. Çocuklarımızın sevgi, ait olma, kabul görme gibi bir takım temel ihtiyaçlarını biz karşılayamazsak başkaları bu ihtiyaçları belirleyip kendi yöntemleriyle karşılayacaktır.

Tuncay T.

Eğitimci

 

Bu içeriği arkadaşlarınızla paylaşmak ister misiniz?

All Photos from Unsplash


Gerçekten Koşulsuz Mu Seviyoruz?
Gerçekten Koşulsuz Mu Seviyoruz?

Ebeveynler ve öğretmenler olarak, çocukların üzerinde kurulan sarsılmaz baskı ve sindirmenin farkında mıyız?

Devamı...

Akran Zorbalığının Anatomisi 2
Akran Zorbalığının Anatomisi 2

Çocukları saldırganlığa ve arkadaşlarına şiddet uygulamaya iten birçok sebep olabilir.

Devamı...

Akran Zorbalığının Anatomisi
Akran Zorbalığının Anatomisi

İki bebek düşünün... İkisi de normal şartlar altında doğmuş ve sağlıklı bebekler. İkisinin de bir ailesi var.

Devamı...

Bu Vatan Kimin? Bir 29 Ekim Yazısı
Bu Vatan Kimin? Bir 29 Ekim Yazısı

Milli Mücadele Anadolu'sunda Birinci Dünya Savaşı, göç ettirmeler vesaire gibi sebeplerin de ayrıca etkileriyle tamirci, sobacı gibi en basit el işçilerinin bile tedariki bir meseleydi..

Devamı...