Bağımlı !

İçeriği 1:15 sürede okuyabilirsininiz. Toplam okunma sayısı 887

16.04.2019 15:33:09

Kısa süreli de olsa hayatta bir şeylere bağımlı hale geldiyseniz o psikolojiyi çok iyi biliyorsunuz demektir. Sizin dışınızda herkes durumunuzu yadırgıyorken siz omuz silkip geçmişsinizdir hepsine.

Belki çok sonraları, bu bağımlılık bittiğinde, size saçma gelmiştir o anki aşırı konsantrasyonunuz. Biraz abarttığınızı hatta bir hayli abarttığınızı kendinize zor da olsa itiraf etmişsinizdir. Belki de siz hiç bağımlı olmamışsınızdır ve olmayacaksınızdır da ama etrafınızda bir şeylere bağımlı diye yaftaladığınız birileri vardır muhakkak. Mesela bazı çocukları ya da gençleri oyun bağımlısı ilan etmek çok kolaydır. Bir arkadaşınızı sosyal medya bağımlısı ilan etmek için elinde birkaç kez telefon görmeniz yeterlidir. Ya da futbolla yatıp kalkan, her maçı pür dikkat izleyen bir yakınınızın bu tavrı sizi endişelendirmektedir. Tüm bu yakıştırmaları yaparken o insanların o andaki psikolojisini düşündünüz mü hiç? Futbol maçını tutkuyla izleyen bir futbolseverin o andaki dikkatine bakın. Bilgisayarda oyun oynayan bir çocuğun kazanabilmek için elini nasıl sıktığına, parmaklarını nasıl çıtlattığına bakın. Eğer görmek için bakarsanız çok farklı sonuçlar çıkarır ve onlarla empati kurmaya başlarsınız.

Bağımlılığın anatomisine ve insan davranışlarına yansımasına baktığımızda ne kadar karmaşık ve zorlu bir süreç olduğunu görebilirsiniz. Kısaca bu süreci özetleyecek olursak, bize haz yaşatacak her türlü durum, beynimizin dopamin adı verilen maddeyi salgılamasına neden oluyor. Mutluluk, dopaminin salgılanmasıyla başlıyor ve bu salgılanma bitene kadar devam ediyor. Beynimizin ödül sistemi harekete geçiyor ve kendisine haz yaşatan bu durumu hafızaya alıyor. Bundan sonrası ise tam bir matematiksel denklem gibi ilerliyor. Beynimiz dopamin salgılanmasına vesile olan ne varsa onu tekrar istiyor. Bu tekrarlar ise dopaminin yeniden salgılanmasına ve mutluluk hissinin yeniden yaşanmasına neden oluyor. İnsan beyni tekrarı arzuluyor. İşte bu tekrarların sıklığı ve devamlılığı ise bağımlılık adını verdiğimiz durumu ortaya çıkarıyor. Bir durumun bağımlılık yapabilmesi için dopamini çok hızlı arttırması ama bir o kadar da hızlı düşürmesi gerekiyor. Kimi zaman cep telefonunuzdaki basit bir oyun kimi zaman yediğiniz bir dilim çikolata kimi zaman da içtiğiniz sigara… Bunların her biri bu duruma neden olabilecek örnekler. İşin ilginç tarafı bu süreç sadece bu tür durumlarda oluşmuyor. Mesela herhangi bir ortamda size yapılan övgüler de dopamin salgılanmasına neden olabiliyor. Bu ortam illaki bir şirketin üst düzey yöneticileriyle yapılan toplantı da olmayabilir. Aile içerisinde veya arkadaş grubuyla yapılan toplantılardan biri de olabilir. Eğer bu ortamda haz alabileceğiniz bir durum ortaya çıkmışsa ve bu tekrar eden bir hal almaya başlamışsa bir süre sonra hep o ortamda olmayı arzu eder hale gelebiliyorsunuz. Peki, sadece bu arzu etme durumu sizin bir bağımlı olduğunuzu gösterir mi? Bağımlılıkla ilgili tanımlama yaparken çok dikkatli olmak gerekir. Zira tıkalı bir damarla ilgili yapılacak teşhis ne kadar önemliyse bağımlılıkla ilgili yapılacak tespit de o kadar önemlidir. Bağımlılık seviyesinde olmayan birine bağımlı teşhisi koyup sonra da birtakım tedaviler uygulanmaya başlanırsa bu tedavilerin yan etkileri başka bir hastalığa yol açabilir. Günümüzün en riskli konularından biri de bu ayrımın doğru yapılmasıyla ilgilidir. Çünkü etrafımızdaki birçok kişi, bu yaftayı yakınlarına yapıştırırken hiç çekinmez. Oğlunun bilgisayar oyunlarına aşırı vakit ayırdığını söyleyen bir anne onu hemen bağımlı olmakla suçlayabilir. Çünkü oğlu en çok bilgisayar oyunlarına vakit ayırıyordur. Bilgisayarda oyun oynarken etrafındakilerle iletişimi sınırlanıyor ve başka bir aktivite yapmak istemiyordur. Peki, bu çocuk sokakta saklambaç oynasa ve eve hep geç gelse oyun oynarken oyun dışındakilerle iletişimini en az seviyeye indirse yine annesi ona bağımlı diyebilir miydi? Bu çocuk, günün dört saatini kitap okumaya ve soru çözmeye ayırsa, arkadaşlarıyla çok az görüşse ve bu aktiviteler dışında hiçbir şeye istekli olmasa annesi yine aynı endişeleri yaşar mıydı? Kuşkusuz bu durumlardan da rahatsız olan ebeveynler olacaktır ama çoğunluk bunları normal olarak karşılayacaktır. Bu konunun uzmanları, bağımlılıktan söz edebilmek için kişinin en zaruri fiziki ihtiyaçlarını bile ertelemesi, sosyal anlamda kendini toplumdan soyutlaması gerektiğini söylüyorlar. Son zamanlarda adından çok söz ettirmeye başlayan ekran bağımlılığı için de durum farklı değil. Kişi sanalla gerçek arasındaki farkı ayıramadığında ve fiziksel ihtiyaçlarını ertelediğinde ekran bağımlılığından söz edilebilir. Bu şartlar gerçekleşmemişse bir kişiye ekran bağımlısı demek çok doğru olmayacaktır. Tabii ki sürecin bu boyutlara ulaşmasına izin vermemek ve ekranın hem bizler hem de çevremizdekiler için bir bağımlılık haline gelmesine müsaade etmememiz gerekir. Ancak en başa dönecek olursak bağımlılık dediğimiz süreç çok karmaşık bir yapıya sahiptir. İşte bu yüzden hem biyolojik yönleri hem de sosyal yönleri çok iyi bilinirse ancak o zaman doğru tanımlamalar ve tedbirler alınabilir.

İnsanın hem biyolojik hem de ruhsal anlamda çok komplike bir yapıya sahip olduğunu asla unutmamalıyız. Belli tanımlamaları yaparken çok dikkatli olup gerçek olmayan şeylere kendimizi de inandırıp yanlış adımlar atmamalıyız. Her dönemin kendine has birtakım popüler davranışları olmuştur. Yüzyıllar önce insanların davranışları, o dönemin popüler araç gereçlerine göre şekilleniyordu. Günümüzde de bu dönemin revaçta olan araç gereçleri neyse ona göre şekillenecektir. Asıl olan zamanın ruhunu yakalamak ve bu ruhu yakalarken de kendi ruhumuzu kaybetmemek.

Tuncay T.
Eğitimci

Bu içeriği arkadaşlarınızla paylaşmak ister misiniz?

All Photos from Unsplash


Gerçekten Koşulsuz Mu Seviyoruz?
Gerçekten Koşulsuz Mu Seviyoruz?

Ebeveynler ve öğretmenler olarak, çocukların üzerinde kurulan sarsılmaz baskı ve sindirmenin farkında mıyız?

Devamı...

Akran Zorbalığının Anatomisi 2
Akran Zorbalığının Anatomisi 2

Çocukları saldırganlığa ve arkadaşlarına şiddet uygulamaya iten birçok sebep olabilir.

Devamı...

Akran Zorbalığının Anatomisi
Akran Zorbalığının Anatomisi

İki bebek düşünün... İkisi de normal şartlar altında doğmuş ve sağlıklı bebekler. İkisinin de bir ailesi var.

Devamı...

Bu Vatan Kimin? Bir 29 Ekim Yazısı
Bu Vatan Kimin? Bir 29 Ekim Yazısı

Milli Mücadele Anadolu'sunda Birinci Dünya Savaşı, göç ettirmeler vesaire gibi sebeplerin de ayrıca etkileriyle tamirci, sobacı gibi en basit el işçilerinin bile tedariki bir meseleydi..

Devamı...