Yaşayan Okul

İçeriği 1:50 sürede okuyabilirsininiz. Toplam okunma sayısı 1305

09.02.2019 17:11:54

Yazın bir okulun yanından geçerken şöyle bahçesine doğru baktığınız oldu mu? Ya da bir tatil günü bir okulun koridorunda bulundunuz mu hiç? Öğrencilerin olmadığı anlarda okullar bir mezarlık sessizliğine bürünür. Bir taş yığınını andırır adeta. O zamanlarda şunu düşünürüm: Bir okul neden boş kalır? Bu bina, bu bahçe neden çocuksuz bırakılır? Okul bir fabrika mıdır ki mesai saatlerinde ve günlerinde gelinsin?

Sahi nedir okul? Çocukların koşa koşa gitmesi gereken yer değil midir? Zaten doğalarında var olan merak duygusunu giderdikleri yer değil midir? Fiziksel olarak vücutlarının gereksinimi olan hareket ihtiyaçlarını karşıladıkları yer değil midir? Hayatlarını sürdürebilmek adına birtakım beceri ve davranışları edindikleri yer değil midir? Eğer bu sorulardan birine bile olumsuz yanıt veriyorsak, orası tam anlamıyla okul değildir. Bir okul düşünün, öğrencilerin koşa koşa geldiği ve akşam dönmek istemediği. Hani şu akşam maçları ya da saklambaçları olurdu, eve girmek istemezdik. İşte bu okul da öğrencilerinin gözünde bu kadar eğlenceli. Çocuklar bu okulda istediği oyunu kendi seçiyor. Kimi masa tenisi oynuyor kimi futbol; kimisi keman çalıyor kimi de ebru yapıyor. Bir köşede öğretmenleriyle tiyatro çalışan öğrenciler diğer tarafta eskrim yapan iki öğrenci… Böyle bir okuldan öğrenci ayrılmak ister mi?

Öğrencinin öğrenmeye zorlanmadığı bir okul düşünün. Çocuk bizzat kendi çabasıyla bir şeyleri kavrıyor ama öğretmenleri de ona bu yolda yürürken ışık tutuyor. Öğrencinin merakını körükleyen öğretmenlerin en az öğrenci kadar öğrenmeye meraklı olduğu bir okul. Düşünsenize çocuk okula girerken Minecraft a girer gibi heyecanlı çünkü bugün de okulda keşfedeceği onlarca şey var. Mücadele etmenin doğasını kavramış ve sonuçtan çok mücadelenin kıymetini bilen öğrencilerin yetiştiği bir okul. Böyle bir okulda öğrenci mücadele etmek istemez mi?

Öğrencinin, öğrenemediğinde yargılanmadığı bir okul düşünün. Öğrencilere öğrenebilmesi için hep yeni bir yol gösteriliyor. Kendi deneyimleriyle başaramadıklarında öğretmenlerinden yardım istiyorlar ve öğretmenler onlara doğrudan cevabı vermiyor, keşfetmelerine yardımcı oluyor. Öğretmenler öğrencilerine bilgi vermekten çok ilham veriyor. İlham verilen bir insan eğer isteği öldürülmemişse neler yapabilir siz düşünün. Böyle bir okulda öğrenmenin önünde bir engel olabilir mi?

Hangi gün giderseniz gidin size kapılarını açan bir okul düşünün. Eskiden akşamları mahallede oynanan oyunlar şimdi bu okulun bahçesinde oynanıyor. Gerektiğinde anne-babanızla gelip beraberce vakit geçirebildiğiniz bir yer. Akşam olmuş, hafta sonu olmuş, yaz olmuş bu okulda öğrenci vakit geçirmek istemez mi?

Şimdi bunları okurken bir ah çekip, beni de hayalperestlikle suçlayabilirsiniz. Böyle bir okul ancak hayallerde olabilir diyebilirsiniz. Ben de size, bir okul düşünün derim. Çünkü bir okul düşünmek bir bina inşa etmekten çok daha fazlasıdır. Okul yaşamalı ve içindekileri yaşatmalı. Hayatın içinde, eğlenceli, bilgi ve hayat tecrübesi veren bir yer olmalı. Çocuk sabah mecbur olduğu için gelmemeli okula ve dizgininden boşanırcasına koşarak uzaklaşmamalı okuldan. Çocuk okulu kendi evi, sokağı, oyun alanı gibi görürse öğren-ici olur. Yani çocuk, öğrenme olayının öznesinde olursa öğren-ici oluyor, öğrenme olayının nesnesi olursa fondaki martı oluyor ve uçuyor bilmediğimiz uzaklara.

Tüm bunların yanında şöyle de bir gerçek var: Okul, tarihte hiç olmadığı kadar önemli bir yer artık. Çünkü biz ebeveynler hep çok yoğunuz, hep çok stresliyiz. Dolayısıyla çocuklarımıza kazandırmamız gereken birtakım becerileri kazandırma konusunda zamansal ve ruhsal bazı sıkıntılarımız var. Çocuklarımıza örf, adet ve toplumsal kuralları kazandıracak büyüklerimiz ya köylerinde ya da kendi evlerinde. Çünkü çoğumuz çekirdek aile olduk. Bu akışı sağlayabilecek bir başka yer olan sokak ve arsalar ise bina doldu. Bunların sonucunda bu duygu ve bilgi aktarımının yapılması da çok sınırlı bir hal aldı. İşte tüm bu sebeplerle okul daha önce hiç olmadığı kadar önemli bazı görevler yüklenmek zorunda. Peki, bu hangi okul? Dört duvarın ardında ölüm sessizliğine gömülmüş, soğuk koridorlarında mesai saatleri dışında kimselerin olmadığı okul mu? Hayır, bu okul bir yaşam alanına dönüşmüş, adeta hayatın kendisi olan Yaşayan Okul.

Tuncay T.
Eğitimci

Bu içeriği arkadaşlarınızla paylaşmak ister misiniz?

All Photos from Unsplash


Gerçekten Koşulsuz Mu Seviyoruz?
Gerçekten Koşulsuz Mu Seviyoruz?

Ebeveynler ve öğretmenler olarak, çocukların üzerinde kurulan sarsılmaz baskı ve sindirmenin farkında mıyız?

Devamı...

Akran Zorbalığının Anatomisi 2
Akran Zorbalığının Anatomisi 2

Çocukları saldırganlığa ve arkadaşlarına şiddet uygulamaya iten birçok sebep olabilir.

Devamı...

Akran Zorbalığının Anatomisi
Akran Zorbalığının Anatomisi

İki bebek düşünün... İkisi de normal şartlar altında doğmuş ve sağlıklı bebekler. İkisinin de bir ailesi var.

Devamı...

Bu Vatan Kimin? Bir 29 Ekim Yazısı
Bu Vatan Kimin? Bir 29 Ekim Yazısı

Milli Mücadele Anadolu'sunda Birinci Dünya Savaşı, göç ettirmeler vesaire gibi sebeplerin de ayrıca etkileriyle tamirci, sobacı gibi en basit el işçilerinin bile tedariki bir meseleydi..

Devamı...