Sen Küçüksün, Büyüyünce Yaparsın

İçeriği 01:45 sürede okuyabilirsininiz. Toplam okunma sayısı 1116

06.12.2018 19:46:05

İnsanları hayat akışı içerisinde gözlemlemek, belki de bir kitap okuyup bitirmek kadar doyurucu oluyor kimi zaman. Doğru yerde doğru zamanda olmanız ve kafanızın da düşünmeye müsait olması sizi bir anda yeni bir hikâye kurmaya itiyor. Yeni bir hikâye…

“Ağustos ayının sıcak günlerinden birinde, deniz kenarında bir aile...10 yaşlarında bir erkek çocuğu, iskeleden denize girmek istiyor ancak bunu yapabilmesi için önce annesinin taktiklerini harfiyen uygulaması gerekiyor. Baba gergin, çocuğunun bir metreyi zor bulan derinlikteki denize atlamasını istiyor, anne endişeli, önce şişme simidi nasıl takacağını anlatıyor çocuğuna, çocuk beceremiyor; çünkü gözü denizde ve bir an önce denize girmek istiyor. “Hayır, bak simidi böyle takacaksın anladın mı?” diyor annesi, çocuk anladım diyor ama simidi kafasından geçirmesiyle simidin ayaklarının dibine inmesi bir oluyor. Annesi sesini yükseltiyor, çocuk ağlamaya başlıyor ve simidi bir yana havluyu bir yana atarak uzaklaşıyor.”

Bu hikâyede sizi düşündüren ne oldu? Annenin ısrarcı tavrı mı babanın gerginliği mi yoksa çocuğun hayal kırıklığı mı? Bence sebep ne olursa olsun muhtemelen bir daha ailesiyle denize girmeyi hiç istemeyecek. Günümüzde helikopter ebeveynlik, aşırı koruyucu aile gibi birçok isim kullanılarak anlatılan bu anne-babalık şekli maalesef çok yaygın. Daha da kötüsü ebeveynler çocuklarının öz güvenlerine vurdukları darbenin farkında bile değil. Eğer bunu test etmek isterseniz herhangi bir ortamda anne babasının yanındaki çocuğa bir soru sorun. Sadece bir soru… Bu soru onun gündelik hayatıyla ilgili de olabilir. Çocuk cevap verdiyse sorularınızı devam ettirin. Çocuğun sıkıştığı ilk yerde ebeveynlerden biri yıldırım hızıyla devreye girecektir: “Kızım söylesene 1. sınıfa geçtiğini”, “Söylesene babanın bankada çalıştığını”… İşte bu tutum, çocuğunuzun tüm hayatı boyunca ilk sıkıştığı yerde size dönüp bakmasına sebep olacaktır. Karşılaştığı sorunları çözmeye çalışmak yerine size aktaracaktır. Peki, hayatının tümünde çocuğumuzun yanında yer alabilecek miyiz? Onun tüm sorunlarını çözebilecek miyiz? Bu soruların cevabını vermekte zorlanıyorsak işte o zaman bir şeyler yapmalıyız ya da bazı şeyleri yapmamalıyız. Şimdi, çocuğumuzun öz güvenini kırmadan ufak dokunuşlarla neler yapabileceğimizi, başka hikâye ile anlatalım.

2004 yılında Londra hiç alışık olmadığı bir adamla tanışmıştı. Tam bir aile babası olan bu adam önce Londra’yı sonra İngiltere’yi ve ardından tüm dünyayı kendine hayran bırakacak bir yeteneğe sahipti. Bir gün eşiyle birlikte buz pistinin kenarında çocuklarının paten kayma çalışmalarını izliyorlardı. Derken çocuklardan biri pistin kenar kısmında kayarken düştü. Baba bir anda çocuğun yanında belirdi. Pistin kenarında ona taktikler veriyordu. Onu kolundan tutup kaldırmıyor ya da piste sokmadan önce onun öz güvenini kıracak korku hikâyelerini onunla paylaşmıyordu. Sadece kalkması için ne yapması gerektiğiyle ilgili öngörülerini ona sunuyordu ve çocuk onun yönergelerini uygulayarak ilkinde olmasa da ikinci denemesinde ayağa kalkmayı başarmıştı. Dışarıdan bakıldığında mütevazı bir aile babası olarak görünen bu adam, şimdilerde dünyanın en ünlü futbol menajerlerinin başında gelen Jose Mourinho’ydu.

Çocuklarımızı hayatla mücadeleye hazırlarken, öz güveni yüksek ve cesur bireyler olarak yetiştirmek istiyorsak onlara kol kanat germekten fazlasını yapmalıyız. Onlara ilham verecek birkaç hikâyemiz olmalı. Onları cesaretlendirecek ve ayakta kalmalarını sağlayacak bilgimiz olmalı. Bu bilgi birikimini onlara doğru üslupla aktarmayı başarabilmeliyiz. Haydi, bir düşünün bisiklet kullanmayı öğrendiğiniz ilk anı, ilk yüzmeye başladığınız anı ya da okumayı sökmeye başladığınızda duyduğunuz heyecanı... İnsan deneyimleyerek öğrenen bir canlıdır. Deneyimlerin kısıtlanma sebebi ne olursa olsun öğrenme güdüsü düşer. Bugün, sınıfa hapsedilerek yaşamsal alanları kısıtlanmış bir çocuğun öğrenme güdüsü ne kadar arttırılabilir. Eve hapsedilmiş bir çocuğun ekrandan başka keşfedecek bir argümanı yoksa o çocuk yaşamsal becerilerini ne kadar gerçekleştirebilir. Şimdi o şişme simidi nasıl ve neden takacağını adam akıllı öğrettikten sonra salın çocuğunuzu denize. Bal demekle ağız tatlanmaz. Bırakın tatsın balı, kokusunu hissetsin.

Tuncay T.

Eğitimci

Bu içeriği arkadaşlarınızla paylaşmak ister misiniz?

All Photos from Unsplash


Gerçekten Koşulsuz Mu Seviyoruz?
Gerçekten Koşulsuz Mu Seviyoruz?

Ebeveynler ve öğretmenler olarak, çocukların üzerinde kurulan sarsılmaz baskı ve sindirmenin farkında mıyız?

Devamı...

Akran Zorbalığının Anatomisi 2
Akran Zorbalığının Anatomisi 2

Çocukları saldırganlığa ve arkadaşlarına şiddet uygulamaya iten birçok sebep olabilir.

Devamı...

Akran Zorbalığının Anatomisi
Akran Zorbalığının Anatomisi

İki bebek düşünün... İkisi de normal şartlar altında doğmuş ve sağlıklı bebekler. İkisinin de bir ailesi var.

Devamı...

Bu Vatan Kimin? Bir 29 Ekim Yazısı
Bu Vatan Kimin? Bir 29 Ekim Yazısı

Milli Mücadele Anadolu'sunda Birinci Dünya Savaşı, göç ettirmeler vesaire gibi sebeplerin de ayrıca etkileriyle tamirci, sobacı gibi en basit el işçilerinin bile tedariki bir meseleydi..

Devamı...