Kaç Dil Bilmeyiz ?

Toplam okunma sayısı 1754

10.07.2018 16:05:35

Kaç Dil Bilmeyiz ?

Çocuğum beni anlamıyor diye söze başlayan onlarca yakınımız vardır etrafımızda. Kanından canından oluşmuş, kendi genlerini taşıyan bir canlıyla iletişim kuramamak belki de doğada bir tek bize özgü bir durumdur. Örneğin bir yavru aslan önce içgüdüleriyle sonra da annesini ve babasını taklit ederek hayata tutunur. Avlanmak içgüdüsel olarak onun kodlarına yüklenmiştir ama bunu nasıl yapacağını ya da iyi bir avcı mı yoksa vasat bir avcı mı olacağını ebeveynlerini takip ederek öğrenir.

Çocuklarımız için de aynı şey geçerli değil mi? Doğduklarında neredeyse tüm çocuklar aynı özelliklerle dünyaya gelir. Eğer çok farklı bir sağlık durumu yoksa tüm bebekler ortak sorunlardan bir kaçına sahiptir. Farklı yönden bakarsak tüm bebekler belirgin davranışları belli dönemlerde göstermeye başlar. Bu durum yaylada hayvancılıkla uğraşan bir ailenin çocuğu için de metropolde sitede yaşayan bir ailenin çocuğu için de hemen hemen aynıdır. Biz dış etkilerle azıcık da olsa bazı süreçleri hızlandırır ya da yavaşlatırız. Sonra çocuğumuz kendini fark etmeye, yürümeye, konuşmaya yani kısacası ben de varım demeye başlar. Artık birey olarak ortaya çıkmaya çalışmaktadır ama bunu da en iyi ve en kolay yöntemle yapmaya çalışır, taklit yoluyla. Davranışlarımızı izler, bunların sonuçlarına bakar ve kendince doğru sonuca ulaşan tüm davranışları taklit edebilmek için belleğine alır. Artık bizim ve sosyal çevremizin etkisiyle ama kendi kişilik özelliklerinin farklılıklarıyla bir birey ortaya çıkmaya çalışmaktadır. Peki, tüm bu genetik ve sosyal uyumluluklara rağmen nasıl oluyor da çocuğum beni anlamıyor durumuna geliyoruz? Onunla ortak dili nasıl kaybediyoruz? Sanırım cevabı sorunun içinde gizli. Ortak dili kaybediyoruz. Şöyle biraz geriye dönelim çocuğunuzun daha konuşmayı sökemediği, işaret diliyle konuştuğu zamanlara. Her şey ne kadar da güzeldi değil mi? Siz ellerinizle komik figürler yapıyordunuz o ise katıla katıla gülüyordu. Mam mam diyordunuz yemek yiyeceğini anlıyordu. Arabaya düt uçağa vuvv dediği zamanlar ne kadar da güzel anlaşıyordunuz. Sonra o ilk kelimeler geldi ve siz dünyanın en mutlu insanı oldunuz. Anne, baba, gel, evet gibi sözcükler bir bir döküldükçe dilinden siz de artık iletişiminizi arttırdığınız çocuğunuzla adeta arkadaş gibi olmaya başladınız. Sonra okul çağı geldi ve siz artık hem bilgi birikiminizi hem de kültürel kodlarınızı ona aktarmaya başladınız. O yetişkin bir birey olarak sizin bilgi birikiminiz ve kültürel kodlarınızı bir sonraki kuşaklara taşıyacaktı. Ama ne olduysa bu dönemde oldu ve o sizinle aynı dili konuşmayı bıraktı. Yavaş yavaş sizden bağımsız ve size biraz da yabancı biri olmaya başladı. Örneğin bazı isimler dolaşmaya başladı dilinde. Kimdi bunlar? Sonra bazı tabirler havada uçuşmaya başladı ve ilginç olan bunları gayri ihtiyari kullanıyordu. Siz ise onunla gizliden bir mücadeleye girmeye çalışmış ama her defasında da yarı yoldan geriye dönerek bir sonraki mücadeleye hazırlanmaya başlamıştınız. İşte mücadeleyi kazandığınız ya da kaybettiğiniz an bu andı.

Onunla ortak dili konuşmayı başarmak beş tane yabancı dil konuşabilmekten daha önemliydi. Peki, ortak dil neydi? Hangi alfabeyi kullanıyordu? Kimler bu dili konuşuyordu? Tüm bu soruların cevapları siz, aileniz, sosyal çevreniz ve çocuğunuzda saklı. İşin zor kısmı ise bu dilin anahtarının ne olduğunu bulmak. Çünkü bu dile hâkim olmadan onunla tam anlamıyla iletişim kuramazsınız. Onu doğru yönlendirmek için önce doğru anlamalısınız. Mesela Youtube ve sosyal medyadan izlediği videolarda kullanılan dili öğrenmelisiniz. Bu mecralarda hangi cümle kalıpları kullanılıyor veya hangi kelimeler sıklıkla dillerine yapışıyor? Bu videolarda gündemi belirleyen değişkenler neler? Sonra oynadığı bilgisayar oyunlarının terminolojisine hâkim olmalısınız. Bu oyunların hangisi çevrimiçi hangisi çevrimdışı oynanabiliyor. Oynadığı oyunun konusu ve ana felsefesi ne?  Takip ettiği bloger ve youtuberlar kimler? Tabii bunları yapabilmek için önce bloger ve youtuberın ne olduğunu bilmek gerekiyor. Sadece bunları bilmek yetmeyecek ban, bot, dot, gg gibi bilgisayar oyunu terminıolojisini de çözmek gerek.

Tabii ki onların dünyasına tam anlamıyla hakim olamayacağız. Böyle bir şeye gerek de yok belki ama en azından onlarla ortak bir dil yakalamak için çaba sarf etmeliyiz. İşte o zaman onlar da bizim dilimizi anlamak ve o dili kullanmak için çaba sarf etmeye başlayacaklardır. Ya da ortak bir payda da buluşup yeniden ortak bir dil oluşturacağız. Biz onlara sabrı Mevlana’yla onlar ise bize kurallara uymayı ban kelimesiyle öğretebilir. Onların dünyasında birlikten kuvvet doğar atasözünün kısaltılmasıdır belki de con ifadesi.

Tuncay T.

Eğitimci

Bu içeriği arkadaşlarınızla paylaşmak ister misiniz?

All Photos from Unsplash


Gerçekten Koşulsuz Mu Seviyoruz?
Gerçekten Koşulsuz Mu Seviyoruz?

Ebeveynler ve öğretmenler olarak, çocukların üzerinde kurulan sarsılmaz baskı ve sindirmenin farkında mıyız?

Devamı...

Akran Zorbalığının Anatomisi 2
Akran Zorbalığının Anatomisi 2

Çocukları saldırganlığa ve arkadaşlarına şiddet uygulamaya iten birçok sebep olabilir.

Devamı...

Akran Zorbalığının Anatomisi
Akran Zorbalığının Anatomisi

İki bebek düşünün... İkisi de normal şartlar altında doğmuş ve sağlıklı bebekler. İkisinin de bir ailesi var.

Devamı...

Bu Vatan Kimin? Bir 29 Ekim Yazısı
Bu Vatan Kimin? Bir 29 Ekim Yazısı

Milli Mücadele Anadolu'sunda Birinci Dünya Savaşı, göç ettirmeler vesaire gibi sebeplerin de ayrıca etkileriyle tamirci, sobacı gibi en basit el işçilerinin bile tedariki bir meseleydi..

Devamı...