Denge

İçeriği 1:45 sürede okuyabilirsininiz. Toplam okunma sayısı 936

14.03.2019 16:25:09

Eğitimle ilgisi olsun olmasın, günümüzde hemen herkes yaşam boyu öğrenmenin öneminden, yapay zekânın eğitimde kullanılmasının faydalarından, her yerin öğrenme alanına dönüştürülmesinin gerekliliğinden bahsediyor. Birtakım hümanist söylemler ya da ideal eğitim sisteminin nasıl olması gerektiğine dair öngörüler ardı ardına sıralanıyor. Hepimiz biliyoruz ki eğitimle ilgili esas sorun tam karşımızda öylece duruyor ve bize bakıyor. Biz ise onu görmek yerine onun yansımalarıyla mücadele ediyoruz. Çocuk derse girmek istemiyor, öğrenmeyi istemiyor. Bunu kabullenmek istemesek de yok öyle değil desek de esas sorun çocuğun öğrenmeye istekli olmaması. Merak duygusunun öldürüldüğü, çocuğu öğrenme sürecine sürükleyecek hiçbir kurgunun oluşturulmadığı ortamda öğrenme gerçekleşsin istiyoruz. Hem de böyle olmayacağını bile bile.

Çünkü tam anlamıyla öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini hep unutuyoruz. Bu konuda bize ışık tutacak birkaç enteresan bilgiye göz atalım. Jean Piaget’ye göre öğrenme: Denge, dengesizlik ve sonra tekrar denge durumuna dönme sürecidir. Su, bir çocuk için içilecek bir nesnedir. Bir bardak suyu bir dikişte içebilir. Bu bilgiyi öğrenen çocuk artık denge durumundadır. Bir gün sıcak suyu içene kadar bu denge durumu devam eder. Ne zaman ki sıcak su ağzını, dilini yakar işte o zaman çocuk dengesizlik durumuna düşer. Canı yanan ve sıcak suyun bir dikişte içilemeyeceğini öğrenen çocuk, yeniden denge durumuna ulaşır. Artık öğrenme gerçekleşmiştir. Güneşin dünyanın etrafında döndüğünü sanırız çocukken. Çünkü güneş her gün doğar, yükselir ve batar. Bu bizim için bir denge durumudur. Sonra güneşin dünyanın etrafında dönmediğini öğrenir ve dengesizlik durumuna düşeriz. Dünyanın kendi etrafında döndüğünü ve güneşin de bu yüzden bir görünüp bir kaybolduğunu öğrendiğimizde ise tekrar denge durumuna ulaşırız. Bir şeyleri öğrenmek için insanın bir rahatsızlık durumuyla karşılaşması gerekir diyor Jean Piaget, bunu da dengesizlik durumu olarak isimlendiriyor. Bu dengesizlik bizi rahatsız ediyor çünkü insan duygusal olarak hep stabil olmaya programlanmış durumda. Bu stabil duygu ve düşünce düzeni bozulduğunda hemen geri dönüş için çabalamaya başlıyor tüm uzuvlarımız. Yani tekrar normale dönene kadar geçen süreçte büyük bir çaba sarf ediyoruz. İşte bu çaba sarf etme anı öğrenme için altın değerinde. Tüm içsel motivasyon unsurları aniden devreye giriyor ve yeni duruma adaptasyon için harekete geçiyor. Bu anı yakaladığınız anda öğrenme kaçınılmaz oluyor.

Şöyle de açıklayabiliriz: Bir çocuğa okulda dört işlemle ilgili birtakım becerileri kazandırmakta zorlanabilirsiniz. Mesela on ikiyi altıya bölmesini istediğinizde, çocuk bunu yapmayla ilgili istek duymayabilir veya yapamayabilir. Çünkü çocuk bu işlemin kendi hayatına yansımasını görmekte zorlanmaktadır. Ya da onu öğrenmeye zorlayacak doğru bir unsur etrafında bulunmamaktadır. Ancak aynı çocuk, Minecraft oynarken on iki birimlik alana ikişer birimlik küplerden kaç tane yerleştireceğini bilemezse oyunda başarılı olamaz. İşte bu başarısızlık korkusu ya da başarılı olma güdüsü onu, hesaplamayı doğru yapmaya itecektir. Böylelikle öğrenme de gerçekleşecektir. Peki, biz çocuklarımızın öğrenmesi için onları dengesizlik durumuna sokuyor muyuz? Onların öğrenebilmesine müsaade ediyor muyuz? Bizler bu ana unsurları göz ardı edip hep usulü değiştirmekle mi uğraşıyoruz. Eğitim ortamlarını düzenliyoruz, akıllı tahtalar kullanılıyoruz, akıllı defterler üretiyoruz ama sonuçta zorla sınıfa sokulan, kendi başına çalışma alışkanlığı kazanmakta zorlanan, yaşamsal becerileri keşfedip kullanmakta zorluk çeken bireylerle mi karşılaşıyoruz? Oysaki her şeyi yaptık onlar için tüm teknolojiyi ve imkânları önlerine sunduk. Niye olmadı ki?

Olmadı çünkü öğrenmeye güdüleyecek bir ortam oluşturamadık. Olmadı çünkü öğrenme için en temel motivasyon olan merak duygusunu harekete geçiremedik. Öğrenme dediğimiz şey bir halden başka bir hale geçme sürecidir. Kimi zaman tehlikeden kurtulmak için kimi zaman merakımızı gidermek için kimi zaman da istediğimizi elde etmek için yeni bir şeyler öğreniriz. Hatta bazen öğrenme bizim haberimiz yokken gerçekleşir. Televizyondaki arka ses kulağımıza fısıldar mutfakta yemek yerken bir haberi ve biz bambaşka bir yerde o konuyla alakalı konuşurken buluruz kendimizi. İşte böyle büyülü ve zorlu bir süreçtir, öğrenme. Herkes her şeyi öğrenebilir, yeter ki doğru şartlar oluşturulup merak duygusu harekete geçirilsin ve öğrenme ihtiyaç olarak görülsün.

Tuncay T.
Eğitimci

Bu içeriği arkadaşlarınızla paylaşmak ister misiniz?

All Photos from Unsplash


Gerçekten Koşulsuz Mu Seviyoruz?
Gerçekten Koşulsuz Mu Seviyoruz?

Ebeveynler ve öğretmenler olarak, çocukların üzerinde kurulan sarsılmaz baskı ve sindirmenin farkında mıyız?

Devamı...

Akran Zorbalığının Anatomisi 2
Akran Zorbalığının Anatomisi 2

Çocukları saldırganlığa ve arkadaşlarına şiddet uygulamaya iten birçok sebep olabilir.

Devamı...

Akran Zorbalığının Anatomisi
Akran Zorbalığının Anatomisi

İki bebek düşünün... İkisi de normal şartlar altında doğmuş ve sağlıklı bebekler. İkisinin de bir ailesi var.

Devamı...

Bu Vatan Kimin? Bir 29 Ekim Yazısı
Bu Vatan Kimin? Bir 29 Ekim Yazısı

Milli Mücadele Anadolu'sunda Birinci Dünya Savaşı, göç ettirmeler vesaire gibi sebeplerin de ayrıca etkileriyle tamirci, sobacı gibi en basit el işçilerinin bile tedariki bir meseleydi..

Devamı...