Çocuklarımıza Neden Hayır Diyemiyoruz?

Toplam okunma sayısı 847

05.07.2019 21:14:48

Bazen kelimeler tam olarak kendi anlamlarını taşımaz ya da taşıyamaz.Bu bizim kültürümüzün bir parçasıdır.Mesela gülümseyerek verilen bir hayır cevabı karşı tarafa hayırın %80 evete dönme potansiyeli olduğu izlenimini verir. Karşı tarafın yüzüne bakmadan hayır dendiğinde ise evete dönme oranı %60’lara düşer ama hala yüksek bir orandır. Hayır sözcüğünden sonra isim de söyleniyorsa evete dönme oranı %50’nin altına düşer. Mesela “Hayır, Kerem” ifadesi muhtemelen ilk iki evrenin sonrasında gelmiş ve gerçekten o işin olmayacağı izlenimini uyandırmıştır. Eğer gerçekten hayır cevabı verilecekse, bu basit sözcük içeriden, diyaframdan gelir ve genelde iki hece ayrı ayrı ağızdan çıkar: Ha-yır. Bu durum bizim hayır cevabı verirken ne kadar zorlandığımızın bir göstergesidir. Özellikle de çocuklarımıza karşı bu cevabı vermekte ne kadar zorlandığımızı bir önceki yazımızda, anlatmaya çalışmıştık. Bu yazımızda ise bu duruma neden olan faktörlerin bazılarını ortaya koymaya çalışacağız.

Günümüzün yoğun çalışma şartlarında hem anne hem de babaların çocuklarına ayırabildikleri nitelikli zaman çok az. Hal böyle olunca ebeveynler, bu kısıtlı zamanı da çocuklarıyla kavga ederek geçirmek istemiyorlar. TÜİK verilerine göre ülkemizde,haftalık ortalama çalışma süresi 46,7 saat. Yemek ve uyku gibi diğer zorunlu ihtiyaçlarımıza ayırdığımız süreyi  de buna ekleyince bırakın çocukları, kendimize ayıracağımız zaman bile çok kısıtlı. Bu kısıtlı zamanların acısını ise çocuklara hayır demeyerek çıkarmaya çalışıyoruz.

İletişim araçlarının devrim niteliğindeki yükselişi ve insanların birbirlerinin hayatına bu kadar pervazsızca girişi etkileşimi de çılgınca arttırdı. Bu etkileşimle birlikte üzerimizdeki çevre baskısı da kat kat arttı. Çocuğumuz çevresindeki arkadaşlarından geri kalamaz, kalmamalı. O yüzden başka ebeveynlerin hayır diyemediklerine bizim de hayır dememiz imkansızlaştı. Eğer çocuğumuzun akranları playstation, cep telefonu ya da motorsiklete sahipse bizimki de bunlara sahip olmalı.

Ebeveynler olarak çok yoğunuz ve yorgunuz. Yaşamak istediklerimizi dar zamanlara sıkıştırıyoruz ve bu yüzden hatalar yapıyoruz. Çocuklara yapma dediğimiz birçok şeyi maalesef kendimiz yapıyorız. Elimizde sürekli akıllı telefonumuz var. Buna karşın bağımlı olmaması için çocuğumuza uyarılarda bulunuyoruz. Tv. de maç, magazin programı ve dizi koştururken çocuğumuzu bunlardan korumaya çalışıyoruz. Tüm bunlara hükmedemediğimiz için de onlara hayır diyemiyoruz.

Yine son zamanlarda artış gösteren boşanma oranları da çocuk yetiştirme alışkanlıklarında değişkliklere yol açtı. Ülkemizde 2018 de boşanma oranı bir önceki yıla göre yüzde 11 arttı.Parçalanmış    ailede yetişen çocuklar ise genelde her iki tarafın da aşırı toleransıyla karşılaşıyor. Çünkü boşanma sonrasında taraflar çocuklarının bundan etkilenmemesi için birçok sanal mutluluk ortamı geliştiriyor. 

Z kuşağı diye adlandırılan bu kuşağın bilgiye çok kolay ulaşması da bu durumun oluşmasına vesile olmuştur. Günümüz çocukları birçok konuda hiç çaba sarfetmeden kolayca bilgi sahibi oluyor. Ebeveyn ve çocuk arasındaki bilgi farkı çok erken dönemde kapanıyır. Bu durum çocuk-ebeveyn çatışmasını da çok erken yaşlara çekiyor.

Bu maddeler arttırılabilir ve arttırılmalı da. Bu konuda eğitimcilere, psikologlara ve sosyologlara çok iş düşüyor. Tüm bu durumların çözümlemesi çok iyi yapılmalı ve ailelere doğru geribildirimlerde bulunulmalı.  
Konuyla ilgili çözüm önerileri bir sonraki yazımızın içeriğini oluşturacak
Son olarak şunu unutmayalım:
Z kuşağı falan yetişmiyor, onları bizzat biz ortaya çıkarıyoruz. Kuşaklar arasındaki farkı ortaya çıkaran yeni kuşak değildir. Bu farkı hep bir önceki kuşak oluşturur. Çünkü yeni kuşağın içinde doğduğu zamanı şekillendiren bizzat bir önceki kuşaktır. Bu yüzden ne yapılacaksa bunu yapacak olan günümüzün yetişkinleridir.

Tuncay T. 
Eğitimci

Bu içeriği arkadaşlarınızla paylaşmak ister misiniz?

All Photos from Unsplash


Gerçekten Koşulsuz Mu Seviyoruz?
Gerçekten Koşulsuz Mu Seviyoruz?

Ebeveynler ve öğretmenler olarak, çocukların üzerinde kurulan sarsılmaz baskı ve sindirmenin farkında mıyız?

Devamı...

Akran Zorbalığının Anatomisi 2
Akran Zorbalığının Anatomisi 2

Çocukları saldırganlığa ve arkadaşlarına şiddet uygulamaya iten birçok sebep olabilir.

Devamı...

Akran Zorbalığının Anatomisi
Akran Zorbalığının Anatomisi

İki bebek düşünün... İkisi de normal şartlar altında doğmuş ve sağlıklı bebekler. İkisinin de bir ailesi var.

Devamı...

Bu Vatan Kimin? Bir 29 Ekim Yazısı
Bu Vatan Kimin? Bir 29 Ekim Yazısı

Milli Mücadele Anadolu'sunda Birinci Dünya Savaşı, göç ettirmeler vesaire gibi sebeplerin de ayrıca etkileriyle tamirci, sobacı gibi en basit el işçilerinin bile tedariki bir meseleydi..

Devamı...