Bunlar Gerçek Hayatta Ne İşimize Yarayacak?

Toplam okunma sayısı 1246

09.06.2019 13:34:25

Umut ve heyecanla başlayan, bizi hep yeni umutlara ve heyecanlara sürükleyen bir başka eğitim-öğretim yılını daha geride bıraktık. Eğitim-öğretim yılı biterken yine içimizde geleceğe dair umutlar ve hevesler var.

Özellikle anne babalar, her yaz tatili öncesinde olduğu gibi bu yıl da çocuklarının yaz tatilini nasıl değerlendireceği konusunda meraklı. “Ödevler yeterli mi? Kendi başına ne kadar soru çözecek? Hiç kitap okudu mu?” gibi deli sorular bir bir geçiyor kafalarından. Koca bir yıl verilen mücadele var ortada. Bu kutsal mücadeleleri sayesinde çocukları ödevlerini yaptı, kitaplarını okudu ve projelerini tamamladı. Şimdi koskoca yaz tatilinde çocuklarını boş bırakmak olmaz tabi ki. Okullar da çocukları boş bırakmayarak testler, yazılı ödevler ve proje ödevleri verecek. Bazı okullar az ödev verdiği için bazıları da çok ödev verdiği için eleştirilecek. Peki, tüm bu planlamaların esas muhatabı olan çocuklar bu konuda ne düşünüyor? Onların yaz tatili ile ilgili planları ne? Bu soruların cevaplarını kimsenin kimseye sormayacağı kesin. İşte bu kargaşa içinde de tatil savaşları başlayacak. Modern düşünceye sahip aileler çocuklarına bir dizi sorumluluk dersleri verip onların kendi sorumluluklarını almasını bekleyecek. Daha geleneksel ailelerde ise mecburiyetler ortaya konacak ve en sonunda, sorumluluklar yerine getirilmediğinde nelerden mahrum kalınacağı kozu ortaya atılacak. Bazı ailelerde ise tatil ödevleri gündeme bile gelmeden tatil bitirilecek. Şüphesiz bu durumlardan en az biri bizim evimizde de yaşandı ya da yaşanacak. Çünkü tatil ödevi dediğimiz şey eğer birkaç sayfa yaprak test ve birkaç soru bankasından oluşuyorsa bu sonuç kaçınılmazdır. Neredeyse yarım asırdır uyguladığımız bu denklem hep aynı sonucu vermektedir ve biz usanmadan bu denklemi her sene yine kuruyoruz. Peki, çözüm ne? Hiç ödev vermemek mi? Ya da çocuklarımızın kendi sorumluluğunu almasını beklemek mi? Belki de hiçbiri değil. Belki de cevaplar kitabın son sayfasında olmadığı için hep yanlış yapıyoruz. Mesela bu iş bir sorumluluk işiyse şöyle bakalım: Bir çocuk -eğer patolojik birtakım sorunları yoksa- nerede sorumluluk almaktan kaçınmaz? Doğru cevap: Oyun oynarken. Evcilik, saklambaç, futbol maçı veya bilgisayar oyunu oynarken çocuklar takımları için sorumluluk almaktan kaçınmaz. Sadece oyun oynarken değil beraber bir iş yaparlarken de benliklerini ortaya koyarlar ve en karmaşık problemlerin çözümünde birlikte kafa patlatırlar. Demek oluyor ki görev alma, problem çözme ve sorumluluk sahibi olma gibi birtakım becerilerinin gelişmesinde bir sıkıntı yok. O zaman ne oluyor da ödev konusunda bu umursamaz tavrı takınıyorlar? Çünkü bizlerin ve okulun ödev olarak gördüğü şeyler onlar için bir anlam ifade etmiyor. Onları heyecanlandıracak bir kurgusu yok, onları bir maceradan diğerine sürüklemiyor, dahası keşfetmenin büyüsünü ve başarmanın zevkini onlara yaşatmıyor. Hani o sınıfınızdaki haylaz çocuk yıllar önce bir soru sormuştu, hepimizin aklında olan ama ya korkudan ya da çekingenliğimizden dolayı soramadığımız soruyu: Hocam bu bilgiler gerçek hayatta ne işimize yarayacak? İşte ilk kıvılcımı o çocuk çakmıştı. Belki de O çocuk sizdiniz. Kim olduğunun hiç önemi yok ama bu devrim niteliğindeki soru eğitimin nasıl olması gerektiğini tam anlamıyla özetlemişti. Gerçek hayatta işe yarayacak bilgiler öğretilmeli ya da öğrendiklerimizin gerçek hayata uyarlanmasını görebilmeliyiz.

İyi güzel de tüm bu bilgiler ışığında ne yapılabilir ki? Ne yapılabilir ki, sorusu çok değerli bir sorudur. Bunu sorduğunuz anda yeni bir şeyler geliyor demektir. Korkmayın sorun. Ne yapılabilir ki?

  • Üç beş sayfa test yerine, müfredattan belli konuların gündelik hayata yansımalarıyla ilgili ödevler verebiliriz. Mesela geometride öğrenilen birkaç formülü, günlük hayatta kullanıp bunu da örneklemesini isteyebiliriz. Hiç de zor değil. Hani şu parklarda, üniversitelerde veya hastanelerde bazı çimlerin üzeri yol olmuştur. Sen adamın yolunun üzerine çim yapmışsındır ama o kendince en kestirme yolu keşfetmiş ve kendi yolunu oluşturmuştur. Bu olaydan yola çıkarak trigonometriden de algoritmadan da ödev verebiliriz. Gittiği tatil yörelerindeki denizlerin tuzluluk oranlarına dikkat etmesini isteyip bununla ilgili bir çıkarım yapmasını isteyebiliriz. Yaz tatilini geçirdiği yöreye ait folklorik özellikleri araştırmasını, deneyimlemesini ve tüm bunları bir video sunum halinde arkadaşlarına sunabileceğini söyleyebiliriz. Tatilini geçirdiği yörede en az bir tarihi mekânı tüm özellikleriyle incelemesini isteyebiliriz.
  • Değerler eğitimi diye yırtınıp yıl boyunca kendimizi tatmin etmektense onlara en az üç akraba ziyareti ödevi verebiliriz. Yaz boyunca üç akrabanı ziyaret et ve onlarla paylaşımda bulun, okula geldiğinde herkes paylaşımlarını ortaya döksün. İsteyen video çeksin, isteyen klip çeksin isteyen de canlı yayın yapsın ama herkes bir şeyler yapsın diyebiliriz
  • Sorumluluk bilinci mi aşılamak istiyoruz, o zaman kıvırmadan, eğip bükmeden yapalım bunu. Yaz tatili boyunca en az bir sokak hayvanını doyur, çevre kirliliğini önleme adına en az bir iş yap, çevrendeki yardıma muhtaç birine en az bir iyilik yap gibi ödevler verebiliriz.
  • Bu yaz en az bir meslek erbabıyla sohbet etmesini, o işin inceliklerini öğrenmesini ve bunu arkadaşlarıyla paylaşmasını isteyebiliriz. Bu meslek onun hayal ettiği meslek de olabilir, nesli tükenmekte olan geleneksel bir meslek de olabilir.
  • Bir fidanın nasıl toprağa dikildiğini, hangi iklim ve toprak gereksinimlerine ihtiyaç duyduğunu araştırmasını isteyelim. Herhangi bir fidan olabilir bu çünkü hangisi olursa olsun eğer işi erbabından öğrenirse oradaki matematiği, coğrafyayı, fiziği, kimyayı ve biyolojiyi keşfedecektir.

Çocuklar bu gibi uğraşlarla, çaba sarf ederek öğrendikleri zaman katılımcı olacak ve sorumluluk almaktan kaçmayacaklardır. Tüm bunları yaparken okulda öğrendiği bir takım bilgiler yerli yerine oturmaya başlayacaktır. Bu maddeler, işini seven ve bilgi sahibi olan eğitimciler tarafından daha da uzatılabilir. Daha komplike ve organize işler yapılıp fayda sağlanabilir ama tüm bunlar için biraz bilgi birikimi, biraz merak ve biraz da cesaret lazım. Çocuklar tabii ki teorik bilgiye ihtiyaç duyacak ve bu alanı doyuracak çalışmalar da yapacak ancak bunun tek başına bir işe yaramadığını anlamak için bir elli yıl daha beklemeyelim. Onları hayatın içine katamazsak, öğrendiklerini uygulamalarına ortam hazırlayamazsak daha çook PISA’nın TIMSS’in peşinden koşarız.

Tuncay T.
Eğitimci

Bu içeriği arkadaşlarınızla paylaşmak ister misiniz?

All Photos from Unsplash


Gerçekten Koşulsuz Mu Seviyoruz?
Gerçekten Koşulsuz Mu Seviyoruz?

Ebeveynler ve öğretmenler olarak, çocukların üzerinde kurulan sarsılmaz baskı ve sindirmenin farkında mıyız?

Devamı...

Akran Zorbalığının Anatomisi 2
Akran Zorbalığının Anatomisi 2

Çocukları saldırganlığa ve arkadaşlarına şiddet uygulamaya iten birçok sebep olabilir.

Devamı...

Akran Zorbalığının Anatomisi
Akran Zorbalığının Anatomisi

İki bebek düşünün... İkisi de normal şartlar altında doğmuş ve sağlıklı bebekler. İkisinin de bir ailesi var.

Devamı...

Bu Vatan Kimin? Bir 29 Ekim Yazısı
Bu Vatan Kimin? Bir 29 Ekim Yazısı

Milli Mücadele Anadolu'sunda Birinci Dünya Savaşı, göç ettirmeler vesaire gibi sebeplerin de ayrıca etkileriyle tamirci, sobacı gibi en basit el işçilerinin bile tedariki bir meseleydi..

Devamı...