Avusturyalı Çocuklar vs Bizim Çocuklar

Toplam okunma sayısı 1435

25.08.2019 12:17:28

Yıl 2014... Eğitimci bir arkadaşım Avusturya gezisinden yeni dönmüş ve heyecanla gördüklerini bizimle paylaşıyordu. Kiliseler, saraylar derken konu eğitim kurumlarına geldi. 

Arkadaşım şöyle derin bir nefes aldı ve başladı anlatmaya : Belli başlı üniversiteleri gezdikten sonra bizi bir ilkokula götürdüler. Okul binası gösterişli değil ama estetik ve tarihi bir binaydı. İçeriye girdik ve koridorları dolaşmaya başladık. Bizi gezdiren öğretmene: “Çocukların bir kısmı bahçedeydi ama diğerleri etüt çalışmasında galiba”dedim. Öğretmen ise hayır şu anda teneffüsteler dedi. Sınıflardan birine doğru şöyle bir kafamı uzattım, çocuklar sınıfta sessiz sakin bir şekilde oturuyor kimisi camdan dışarıyı izliyor kimisi de haritanın başında bir şeyler konuşuyordu. Öğretmene döndüm: Hep böyleler mi? Diye sordum. Yüzüme anlamsızca baktı. Ne demek istediğimi anlamadı. Ben de ısrar etmedim ama gezdiğimiz tüm koridorlarda bir sessizlik ve sakinlik hakimdi. Bahçedeki çocuklar da sanki piknikten yeni gelmişçesine sakin ve durağandı. Bir an bizim okul bahçelerimizin ve koridorlarımızın teneffüslerdeki o hali gözümün önüne geldi. Bu çocuklarla bizim çocuklarımızı karşılaştırdığımda bu çocuklar sakinleştirici almış gibiydi.


Bu anı beni bir hayli etkilemişti. Sonra şunu düşündüm: Bizim çocuklarımızla Avusturya’daki çocuklar arasında bu farkı oluşturan temel etken ne? O günden bugüne hala düşünürüm ama sanırım bunun basit bir cevabı yok. Yani insan topluluklarının karakteri bir tek nedene bağlı olarak ortaya çıkmıyor. Coğrafya, iklim, toplumsal özellikler gibi birçok faktör bu konuda etken. Fakat siz bu etkenleri fazlaca önemseyip kendinizi dar bir çembere sokarsanız da bu sefer öğrenilmiş çaresizlik başlıyor. Bizde böyle zaten, bizim çocuklarla bu kadar olur, bizim karakterimiz bu... gibi kabullenilmişlikler işin kolaya kaçması. Evet, bizim çocuklarımız Avusturya’daki çocuklar gibi sakin değil, Alman çocukları gibi kurallı değil, Finli çocuklar gibi öz güvenli değil demek çok basit ve ispatı mümkün olan önermeler. Ama meseleyi sadece bunlarla açıklayamayız. Çocuklarımızın kurallara neden uymadığını iyi irdelemek lazım. Onlara hayır, dediğimizde bizimle niye inatlaştıklarını iyi çözümlememiz lazım. Kendi başlarına belli işleri halletmeleri gerekirken neden sürekli bize ihtiyaçları olduğunu araştırmamız lazım.

Çocuklarımızın kurallara uyma da çok da istekli olmamasının nedeni, biz yetişkinlerin de kurallara karşı çok hassas olmaması olabilir mi? Türkiye’de 2018 yılı verilerine göre son on yılda 18 milyar TL trafik cezası kesilmiş. Bu da biz yetişkinlerin kurallara ne kadar uyduğumuzu gösteriyor. İyi örnek olamadığımız çocuklarımızdan hep örnek davranışlar bekliyoruz. Önce bizler kuralları delmezsek çocuklarımız bu konuda muhakkak daha hassas olacaktır.


Meşhur öz güven konusu...
Çocuklarımızdaki öz güven eksikliğini ortaya çıkaran şey bizzat bizim kontrol çılgınlığımız olabilir mi? Çocuklarımızın ne kadar yemek yiyeceğine, okuldaki arkadaş seçimine, hangi kıyafeti nerede giyeceğine, ödevlerini nasıl yapması gerektiğine, günde kaç sayfa kitap okuyacağına, ekran karşısında ne kadar duracağına kim karar veriyor? Bu kararlarda çocuğumuzun katkısı ne kadar? Onun, otokontrolünü sağlayabilmesi için bu kararlarla baş başa kalması gerekiyor.

Gelelim şu meşhur “hayır” cevabının yansımalarına. Daha önceki yazılarımızda, çocuklarımıza neden “hayır” diyemediğimize değinmiştik. Peki, nasıl “hayır” dersek gerçekten etkili olur? Bu sorunun cevabını bulmak çok kolay değil. Bu yüzden önce nelere “hayır” dediğimize bakmalıyız.
Yasakladığımız şeyler arttıkça çocuklar bunlardan kaçamaz hale gelir.Bu olduğunda ise bilerek ve isteyerek yasakları delmeye başlarlar. En başta bu onlara acı verir ama sonraları duyarsızlaşma başlarlar. Bunun tehlikeli yanı ise diğer yasakları delmeyi de normelleştirmeye başlıyor olmalarıdır.
Ne kadar çok yasak ve ceza koyarsak koyalım bu şekilde başarmamız imkansız gibi görünüyor.

Tuncay T.
Eğitimci

Bu içeriği arkadaşlarınızla paylaşmak ister misiniz?

All Photos from Unsplash


Gerçekten Koşulsuz Mu Seviyoruz?
Gerçekten Koşulsuz Mu Seviyoruz?

Ebeveynler ve öğretmenler olarak, çocukların üzerinde kurulan sarsılmaz baskı ve sindirmenin farkında mıyız?

Devamı...

Akran Zorbalığının Anatomisi 2
Akran Zorbalığının Anatomisi 2

Çocukları saldırganlığa ve arkadaşlarına şiddet uygulamaya iten birçok sebep olabilir.

Devamı...

Akran Zorbalığının Anatomisi
Akran Zorbalığının Anatomisi

İki bebek düşünün... İkisi de normal şartlar altında doğmuş ve sağlıklı bebekler. İkisinin de bir ailesi var.

Devamı...

Bu Vatan Kimin? Bir 29 Ekim Yazısı
Bu Vatan Kimin? Bir 29 Ekim Yazısı

Milli Mücadele Anadolu'sunda Birinci Dünya Savaşı, göç ettirmeler vesaire gibi sebeplerin de ayrıca etkileriyle tamirci, sobacı gibi en basit el işçilerinin bile tedariki bir meseleydi..

Devamı...